|
Türk Kahvesi |
|
|
|

|
“Türk kahvesi” adiyla ilk milletlerarasi markamiz sayilabilecek kahve; güzel bir içecek olmasinin yani sira pek çok deyime, atasözüne, siire ve türküye de konu olmustur.
Rivayetlere göre kahveye ilk kez Yemen'de rastlaniyor. "Kahve Yemen'den gelir" deyimi de bunu ispatlar niteliktedir. Kahvenin bulunusuyla ilgili çok farkli rivayetler söylenmektedir, ama en çok kabul göreni de "Uyuklayan keçi ve koyunlarini gezdiren Etiyopyali çoban Kaldi' nin öyküsü"dür. Kaldi, keçi ve koyunlarinin bazi yemisleri yedikten sonra canlandigini, çok hareketli olduklarini ve geceleri çok az uyuduklarini fark etmis. Bunun üzerine çoban Kaldi, bu yemislerden tatmis ve sonrasinda da kendini daha dinç ve canli hissetmis. Zamanla bu çekirdekleri kavurup ögüten Araplar çok lezzetli ve keyif verici olan kahveyi bulmuslar. Osmanli topraklarina kahvenin, Hükm ve Sems isimli iki Suriyeli tarafindan 1500'lü yillarda getirildigi söyleniyor. Ancak bazi kaynaklarda Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) Yemen Valisi Özdemir Pasa tarafindan Yemen'den getirildigi bilgilerine de rastlaniyor. Sonuçta kahve öyle ya da böyle Osmanli topraklarina girmis.
Kahvenin Osmanli topraklarina girmesiyle beraber, ilk kahvehane Taht-ul Kale'de (Tahtakale) açilmis, açilisla beraber insanlarinin olaganüstü ilgisiyle karsilasmis. Bu ilk kahvehane, taninmis kisilerin ve bilginlerin bulusma, sohbet noktalari olmus. Memleketin ileri gelenleri ve makam sahipleri kahvehaneden çikmaz olmuslar. Tiryakiler burada içilen kahvelere "Kara Inci" adini takmislar. Türk Kahvesi Eminönü, Taht-ul Kale'de bir sokaga da adini vermis: Tahmis Sokagi. (Tahmis = Kurukahve) Ramazan Bingöl
Tarih içinde Türk Kahvesi Kahvenin Türk toplumsal tarihinin de demirbasi oldu. Sosyal hayat ve iliskiler, kahvehane kültürüyle gelisti. Bugün Tahtakale adiyla bilinen Taht-ul kale, o günlerde 55 kahvehaneye ve 200 çalisana evsahipligi ediyordu, Evliya Çelebi'nin kayitlarina göre. Tarih içinde Türk Kahvesi, Türk sosyal yasantisindaki yerini olusturdugu gibi, misafirperverlik, kiz isteme gibi "allaturca" (Türk usulü) kültür ögelerini de yaratti. Kahvenin, Türk Kahvesinin tarihi, anlatmakla, yazmakla bitmez..
Türk Kahvesinin Tarifi : Türk kahvesi aslinda bir kahve çesidini degil, bir pisirilme yöntemini ifade eder. Türk kahvesi, un kadar ince ögütülmüs çekirdeklerden pisirebilir. Suyu fincanla ölçerek cezveye koyunuz. Her fincan için iki çay kasigi kahve (5 gr), iki çay kasigi seker (arzuya göre) ilave ediniz. Kisik ateste kahve ve sekeri iyice karistiriniz. Bir süre sonra kabaran köpügü fincanlara pay ediniz. Kalan kahveyi bir tasim daha pisiriniz ve fincanlara bosaltiniz. Türk Kahvesi sunulurken yaninda su verilmesi gelenektir. Içilen su agzi kahve lezzetine hazirlar. Ve geleneklerinde rituellik disinda saglik açisindan da bize faydalari vardir. Kahvenin içindeki koffein idrar sökücü olmakla birlikte böbrekleri susuz birakir. Kahveden sonra içilecek bir bardak su ile bunu telafi edebiliriz.
Hava, nem ve isik taze kahvenin en büyük düsmanlaridir. Kahve mutlaka hava almayacak bir sekilde metal bir kutuda saklanmalidir. Sicaktan ve nemden korunmali, serin ve kuru ortamlarda saklanmalidir. Kahve çekirdeklerini veya ögütülmüs kahveyi buzdolabinda ve derin dondurucularda asla saklamamalisiniz.
|
|
|