Kahvenin Kokusu

Kahvenin Kokusu



Osmanlı Ordusu tiryakisi olduğu kahveyi seferlere bile götürürdü. Bozgunla sonuçlanan II. Viyana Kuşatması'nda askerler yükte ağır malzemelerini bırakıp ricat ederken, unutulanlar arasında kahve çuvalları da vardı.
Avusturyalılar kahve çuvallarını Osmanlılar'ın geride bıraktıkları develerin yemleri sandılar. Develeri kesip Tuna Nehri'ne atarken, 'yemleri'ni de ateşe verdiler. Yanan kahvenin kokusu kilometrelerce uzaklara yayıldı, dumanı gökyüzünü kapladı. Tercüman olarak kullanılan kahve tiryakisi bir Polonyalı, Osmanlı Ordusu'ndan kaçarak Avusturyalılar'a sığındı. Kokuya dayanamayan bu zât, yanan çuvallardan bir kısmını kurtarmayı başardı ve bu başarısının karşılığında kalan kahve çuvallarının kendisine verilmesini sağladı.

Paris'te 'Türk şarabı' olarak ünlenen kahveyi Fransızlar'a tanıtan ise bir Osmanlı elçisidir. XIV. Louis devrinde götürdüğü çuvallar dolusu kahveyi, 'kursağında kahveyle ölenlerin cennete gideceğini' söyleyerek pazarlayan elçi, böylece Fransız sarayını da tiryakiler arasına katmayı başardı. İngiliz elçisinin ülkesine dönerken yanında götürdüğü kahve, henüz cezvede pişip tiryakilik yaratmadan önce, ilaç olarak eczanelerde satıldı... İşte bu küçük kitap, Osmanlı İmparatorluğu'na 'yasak', Viyana'ya 'ganimet', Paris'te 'moda' ve Londra'ya 'ilaç' olarak giren kahvenin ve tiryakiliğin ilginç öyküsü...





>>> Yorumlar
   Etiketler
   Kahve - Kahve Kokusu - Kahvenin Kokusu